Bize Whatsapp üzerinden ulaşabilirsiniz
Hukuk sistemimizde "Muris Muvazaası" olarak adlandırılan durum; miras bırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla tapuda yaptığı, iradesi ile beyanı arasında bilerek uyumsuzluk yarattığı işlemlerin bütünüdür.
Burada miras bırakanın asıl iradesi, taşınmazı bir mirasçısına veya üçüncü bir kişiye bedelsiz olarak devretmek (bağışlamak) yönündedir. Ne var ki, diğer mirasçıları miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla, tapu müdürlüğünde yapılan resmi işlem tapu müdürlüğünde yapılan resmi işlem "Satış" veya "Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi" gibi gösterilmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; işlemin tapudaki adı ne olursa olsun, tarafların gerçek iradesini yansıtmayan bu tür işlemler "muvazaa" (danışıklılık) nedeniyle geçersizdir.
Miras bırakanın mal kaçırma amacıyla yaptığı işlemler, uygulamada farklı hukuki kılıflar altında karşımıza çıkabilmektedir. Yargıtay 01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, aşağıdaki işlemlerin tamamı muvazaa iddiasına konu edilebilir:
Görünürde Satış İşlemi: Miras bırakanın, gerçekte bağışladığı taşınmazı tapuda satış yapmış gibi göstermesi; ancak herhangi bir bedel almaması veya sembolik/muvazaalı bir bedel ile devri gerçekleştirmiş olmasıdır.
Ölünceye Kadar Bakma Akdi: Miras bırakanın bakıma ihtiyacı olmadığı halde, sırf taşınmazı devretmek amacıyla mirasçısıyla bakım sözleşmesi düzenlemesi.
Aracı El Kullanımı (Zincirleme Devir): Taşınmazın önce üçüncü bir şahsa devredilmesi, daha sonra asıl amaçlanan mirasçıya aktarılması.
İntifa Hakkı Saklı Tutularak Yapılan Devirler: Taşınmazın çıplak mülkiyetinin devredilip, kullanım ve yararlanma hakkının (intifa) miras bırakan üzerinde bırakılmasıdır. Bu yöntemle miras bırakan, vefatına kadar taşınmazın kontrolünü elinde tutarken, mülkiyeti muvazaalı olarak devrederek mirasçılarının müstakbel haklarını engellemeyi amaçlamaktadır.
Muris muvazaası davalarında temel husus, miras bırakanın asıl iradesinin "mal kaçırmak" olduğunun ispatlanmasıdır. Yargıtay, bu iradenin tespiti için şu kriterlerin varlığını aramaktadır:
Alım Gücünün Varlığı: Devralan kişinin (özellikle geliri olmayan altsoy veya eşin), işlem tarihinde o taşınmazı satın alabilecek ekonomik güce sahip olup, olmadığı.
Miras Bırakanın İhtiyacı: Maddi durumu yerinde olan miras bırakanın, taşınmazı satmak için makul ve haklı bir nedeninin bulunup, bulunmadığı.
Bedel Farkı: Tapu senedinde gösterilen satış bedeli ile taşınmazın o tarihteki gerçek rayiç değeri arasındaki orantısızlık.
Örf ve Adetler: Yargıtay kararlarında sıkça vurgulanan, erkek çocuğun üstün tutulması saikiyle yapılan devirler.
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları, herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir. Muvazaalı işlem, yapıldığı andan itibaren geçersiz sayıldığından, miras bırakanın vefatından sonra her zaman dava açılabilir.
Saklı pay sahibi olsun veya olmasın, miras hakkı zedelenen tüm mirasçılar bu davayı açarak, hisseleri oranında tapu iptali ve adlarına tescil talep edebilirler.